Her gün daha sağlıklı bir yaşam için

Dağ Yolunda Yürüyüş Hazırlık ve Acil Durum

Şehir içindeki sabah yürüyüşlerimi yıllardır aynı parkurda yapıyorum; asfaltı, eğimini, hangi köşede rüzgârın çarptığını ezbere biliyorum. İlk defa gerçek bir dağ yolunda yürüdüğüm gün ise o rahatlığın hiçbir işe yaramadığını anladım. İki saat sonra ayakkabımın tabanı ıslak taşta kaydı, öğleden sonra hava on derece düştü, telefonumun şarjı bitti ve dönüş yolunu bulmak beklediğimden çok daha uzun sürdü. O günden sonra araziye çıkmadan önce yaptığım hazırlığı tamamen değiştirdim. Aşağıda anlattıklarım kitaptan öğrendiğim şeyler değil; kendi hatalarımın bana ödettiği bedelin karşılığı.

Şunu baştan söyleyeyim: dağ yürüyüşü, düz zeminde yaptığınız tempolu yürüyüşün doğada yapılan hâli değildir. Eğim, zemin değişkenliği, hava ve mesafe bir araya geldiğinde tamamen başka bir aktiviteye dönüşür. Bu yüzden şehir yürüyüşünde iyi olmak, araziye hazır olmak anlamına gelmiyor.

Çıkmadan Önceki Hazırlık: İşin Yüzde Yetmişi Evde Bitiyor

Ben artık planı bir gün önceden yapıyorum. Sabah kalkıp "hadi dağa gidelim" dediğim dönemlerde başıma gelenler, bu alışkanlığı kazandırdı.

Parkuru ve süreyi gerçekçi seçmek

İlk kuralım şu: mesafeye değil, yükselti farkına ve süreye bak. Düz yolda 8 kilometreyi rahat yürüyen biri, 600 metre tırmanışlı 8 kilometrede iki katı yorulur. Ben ilk arazi çıkışlarımda 300-400 metre yükselti farkını ve 3 saatlik toplam süreyi aşmadım. Ayrıca dönüş saatini karanlıktan en az iki saat önceye ayarlıyorum; çünkü yorulmuş bir vücut inişte beklediğinizden yavaş gider.

Parkurun kaydını telefona indirmek yeterli değil. Ben ana kavşakları, su bulabileceğim yerleri ve varsa köy/yerleşim noktalarını kâğıda not ediyorum. Telefonun donduğu ya da ıslandığı anda o kâğıt hayat kurtarıyor.

Ek ekipman: şehir yürüyüşünde olmayan şeyler

Şehirde sadece iyi bir ayakkabıyla yola çıkarım; araziye çıkarken çantam hep aynı içerikle hazırdır:

  • Bilek destekli, sağlam tabanlı ayakkabı: Düz zemin için seçtiğim koşu tipi ayakkabı, taşlı yolda ayak tabanımı korumuyor. Ayakkabı seçiminde zemine göre karar vermek konusunu ayrı bir yazıda uzun uzun anlattım, ama arazi için özeti şu: kalın taban, kavrayıcı diş, bilek koruması.
  • Katmanlı giyim: Nefes alan iç katman, yalıtım için bir ara katman, rüzgâr ve yağmur kesen dış katman. Pamuklu tişörtü araziye hiç götürmüyorum; terleyip ıslandıktan sonra üşütüyor.
  • Su ve tuz: Kişi başı en az 1,5-2 litre. Yanına biraz tuzlu kuruyemiş veya bir tuz tableti. Sadece su içip terleyerek çıktığım bir günde bacağıma giren kramp bunu bana öğretti.
  • Kafa lambası ve yedek pil: Gündüz çıksanız bile bulundurun. En sık yapılan hata gecikmeyi hesaba katmamak.
  • Küçük bir ilk yardım seti: Yara bandı, elastik bandaj, makas, alerji ilacınız, varsa kişisel ilaçlarınız ve nasır/su toplaması için özel bant.
  • Isı yalıtım battaniyesi ve düdük: İkisi birlikte 100 gram bile gelmiyor, ama beklenmedik bir durumda en değerli iki eşya bunlar.
  • Baton (yürüyüş sopası): İnişte dizlerimin üzerindeki yükü belirgin biçimde azalttı. Eklem sağlığına dikkat etmesi gereken herkese araziye çıkarken batonu öneriyorum.

Vücudu hazırlamak

Dağ yolunda beni en çok zorlayan şey nefes değil, inişte kalçamın ve dizimin etrafındaki kasların yetersizliği oldu. O yüzden arazi planı yapmadan önceki haftalarda squat, hamle adımı ve tek bacak köprü gibi hareketlerle bacağımı güçlendiriyorum. Kas güçlendirme egzersizleri ve çıkış öncesi esnetme rutini, benim için ekipman kadar önemli. Ayrıca çıkıştan bir gün önce ağır antrenman yapmıyor, akşam erken yatıyorum.

Yolda: Güvenlik Alışkanlıkları ve Acil Durum Yönetimi

Tempo, mola ve "geri dönme saati"

Arazide temponun ölçüsü konuşabilmektir. Yanımdaki kişiyle cümle kurabiliyorsam hız doğru, nefes nefese kalıyorsam yavaşlıyorum. Hızlı yürüyüş tekniğini şehirde çalışmak güzel, ama tırmanışta hızı bilinçli olarak düşürüyorum: kısa adım, sık ritim.

Bir de kendime koyduğum sert bir kural var: geri dönme saati. Çıkışta "saat 14.00'te zirveye varmadıysam, neresi olursa olsun dönerim" diyorum ve buna istisna tanımıyorum. Dağda kazaların çoğu zirve inadıyla başlıyor.

Yolu kaybettiğimde ne yapıyorum

Bir keresinde işaretleri kaybettim. O gün öğrendiğim sıralama şu:

  1. Durup oturmak. Panikle yürümek beni parkurdan daha da uzaklaştırıyor.
  2. Son emin olduğum noktayı hatırlamak ve mümkünse aynı yoldan geri dönmek.
  3. Aşağı doğru rastgele inmemek; dere yatakları uçurumla bitebiliyor.
  4. Sinyal varsa yakınıma haber vermek, yoksa açık bir alana çıkıp bekleyip düdük çalmak.

Yaralanma, sıcaklık ve hava değişimi

Burkulmada ilk iş yürümeyi kesip bandajla desteklemek, mümkünse ayağı yükseltmek. Su toplamasında ise kabarcığı patlatmadan bantla kapatıyorum. Aşırı terleme, baş dönmesi ve mide bulantısı varsa gölgeye çekilip su ve tuz almak, ısı kaybında ise ıslak kıyafeti çıkarıp kuru katman giymek gerekiyor.